Sokakta yürürken kafanızı hiç yukarı kaldırıp eski binaları inceler misiniz? Eğer cevabınız evetse, o eski pencerelerin altındaki mermer çıkıntıları, eski İstanbul evlerinin sokağa taşan o tatlı odalarını ya da tarihi binaların tepesindeki o garip taşları mutlaka fark etmişsinizdir. Arkadaşınıza anlatırken büyük ihtimalle “Hani eski binaların pencereleri sokağa doğru çıkık olur ya…” diyerek tarif ettiğiniz o detayların her birinin aslında yüzyıllık isimleri ve çok mantıklı işlevleri var.
Bugün şehre bir mimar gözüyle bakıyoruz ve her gün yanından geçip gittiğimiz o şehir detaylarının gerçek isimlerini öğreniyoruz.
1. Sokaklara Nostalji Katan O Çıkıntılı Odalar
- İsmi Neydi? Cumba / Şahnişin
Eski İstanbul fotoğraflarında veya Balat, Kadıköy, Kuzguncuk sokaklarında yürürken evlerin üst katlarından sokağa doğru taşan, pencerelerle kaplı o küçük odacıkları görmüşsünüzdür. Çoğumuz buna “eski balkonumsu yer” der geçer ama mimarideki adı Cumba’dır. Eğer bu çıkıntı daha süslü, geniş ve saray mimarisine yakınsa adına Şahnişin (Şahın oturacağı yer) denir. Zamanında evlerin içini genişletmek, sokağı yukarıdan daha rahat görebilmek ve rüzgarı eve davet etmek için tasarlanmış harika birer mühendislik harikasıdır.
2. Pencerelerin Altındaki O Gizemli Mermer Çıkıntılar
- İsmi Neydi? Denizlik
Apartmanların ya da eski evlerin pencerelerinin hemen dış alt kısmında, dışarıya doğru hafif eğimli duran mermer veya beton çıkıntıyı fark etmişsinizdir. Genelde üzerine saksı koyduğumuz ya da kuşların tünediği bu yerin adı Denizliktir. Peki neden adı denizlik ve neden eğimli? Cevap tamamen yağmurla alakalı. Yağmur suları pencere camından aşağı süzüldüğünde binanın duvarına sızıp rutubet yapmasın, o eğimden pıt pıt aşağı, yani “denize doğru” (eski bir tabirle dışarıya) aksın diye tasarlanmıştır.
3. Taş Kemerlerin Tam Ortasında Duran O “Kilit” Taş
- İsmi Neydi? Kilit Taşı (Keystone)
Tarihi bir köprüye, eski bir han kapısına ya da bir cami girişine baktığınızda, o oval kemerin tam tepe noktasında, diğerlerinden daha iri ve üçgenimsi duran bir taş görürsünüz. Mimariyi ayakta tutan en büyüleyici parçalardan biri olan bu taşın adı Kilit Taşıdır. İnşaat sırasında kemer örülürken en son bu taş yukarıdan aşağıya doğru çakılır. O taş oraya girdiğinde, kemerdeki tüm taşlar birbirine baskı uygular ve bina hiçbir çimento veya harç olmadan asırlarca ayakta kalır. O taşı çekerseniz, bütün kemer saniyeler içinde çöker.
4. Avrupaî Binaların Tepesindeki O Ürkütücü Canavar Heykelleri
- İsmi Neydi? Gargoyl (Gargoyle) / Çörten
İstiklal Caddesi’nde yürürken ya da Avrupa’daki o gotik kiliselerin fotoğraflarına bakarken binaların çatısına yakın yerlerde ejderha, şeytan veya garip yaratık heykelleri görmüşsünüzdür. “Binaya neden böyle korkunç şeyler koymuşlar?” diyebilirsiniz. Bu heykellerin adı Gargoyl‘dur (Bizim geleneksel mimarideki daha sade haline ise Çörten denir). İşin aslı, bu ürkütücü yaratıklar aslında birer yağmur oluğudur. Çatıdan biriken su, bu canavarların ağzından dışarı fışkırır. Hem binanın suyunu tahliye ederler hem de eski inanışa göre kötü ruhları binadan uzak tutarlar.
5. Kaldırımlardaki O Sarı, Tırtıklı Çizgiler
- İsmi Neydi? Hissedilebilir Yüzey / Görme Engelli Yolu
Sadece tarihi binalarda değil, modern şehir hayatında da her gün bastığımız ama adını nadiren doğru söylediğimiz bir detay. Kaldırımlarda, metro istasyonlarında uzanan o sarı, bazen noktalı bazen çizgili kabartmalı yollar… Toplumda genelde “sarı şerit” denilen bu uygulamanın resmi adı Hissedilebilir Yüzeydir. Çizgili olanlar görme engelli bireylere “güvenle ilerle” derken, noktalı (kabartmalı) olanlar ise “dur, yön değiştir veya merdiven var, dikkat et” anlamına gelen bir şehir alfabesidir.
Şimdi Sokaklara Başka Bir Gözle Bakma Vakti!
Bundan sonra kafanızı kaldırıp yürüdüğünüzde bu detaylardan hangisine denk gelirseniz “aha, ismineydi.com’da okumuştum, adı buydu!” diyeceksiniz? Ya da yolda görüp de “ya şu binanın köşesindeki şeyin adı neydi?” dediğiniz başka detaylar var mı? Yorumlara yazın, şehir rehberimizi beraber genişletelim!



