Bazen durup dururken kendinizi çok garip bir ruh halinin içinde bulursunuz. Mesela çok yüksek bir yere çıkmışken içinizden bir ses “atlasana” der ve kendinizden korkarsınız. Ya da bir fıkraya herkes gülerken siz sadece etrafınızdakiler gülüyor diye eşlik edersiniz. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz ve bu durumların hiçbirinde “tuhaf” olan siz değilsiniz.
Bugün ismineydi.com’da, günlük hayatta ruhumuzun ve zihnimizin bizzat içinde gezindiği ama adını bir türlü koyamadığımız o ilginç psikolojik durumların isimlerini ve arkasındaki bilimsel gerçekleri öğreniyoruz.
1. Hani Yüksek Bir Yerdeyken İçimizden Bir Ses “Atlasana” Der Ya…
- İsmi Neydi? Yüksek Yer Fenomeni (The High Place Phenomenon) / Fransızca adıyla: L’appel du vide (Boşluğun Çağrısı)
Uçurumun kenarında, yüksek bir köprüde ya da bir gökdelenin terasındayken aniden zihninizde beliren o “Aşağı atlasam ne olur?” düşüncesi… Hayata sıkı sıkıya bağlı olsanız bile bu anlık dürtü birçoğumuzun kapısını çalar ve bizi dehşete düşürür. Aslında psikologlar bunun intihar arzusuyla hiçbir ilgisi olmadığını söylüyor. Tam tersine, beyniniz yüksekliği algıladığında çok güçlü bir “hayatta kalma” sinyali gönderir. Ancak bu sinyal o kadar hızlı ve yoğundur ki, bilinciniz onu anlık olarak yanlış yorumlar ve “Düştün mü, atladın mı?” karmaşası yaratır. Yani o ses, aslında beyninizin size “Burası tehlikeli, geri çekil!” deme şeklidir.
2. Herkes Aynı Şeye İnanınca Bizim de Doğruyu Yanlış Görmemiz
- İsmi Neydi? Asch Uyum Deneyi / Sürü Psikolojisi (Conformity)
Bir toplantıdasınız veya arkadaş ortamındasınız. Ortaya bir soru atılıyor ve siz cevabın kesinlikle “A” olduğundan eminsiniz. Ancak odadaki diğer herkes sırayla “B” demeye başlıyor. Sıra size geldiğinde, kendi gözlerinizle gördüğünüz doğrudan şüphe edip sırf gruba uymak için sesinizi çıkarmadan “B” der misiniz? İşte sosyal psikolojide buna Uyum Sağlama (Conformity) deniyor. İnsan beyni, sosyal olarak dışlanma korkusuyla kendi mantığını ve algısını bile bile çöpe atıp çoğunluğun yanlışına ortak olmaya meyillidir.
3. Hani Bir Şeyleri Ertelemek İçin Aniden Temizlik Yapmaya Başlarız Ya…
- İsmi Neydi? Üretken Erteleme (Productive Procrastination)
Yarın çok önemli bir sınavınız veya teslim etmeniz gereken devasa bir iş projesi var. Masanın başına oturmanız gerekiyor ama siz o anda kendinizi mutfak dolaplarını indirmiş, dip köşe temizlik yaparken buluyorsunuz. Normalde nefret ettiğiniz o temizlik, o an gözünüze dünyanın en mantıklı işi gibi geliyor. Psikolojide buna Üretken Erteleme deniyor. Beynimiz, asıl yapması gereken o stresli ve zor işten kaçmak için bize suçluluk hissettirmeyecek, yine “faydalı” görünen başka bir iş uydurur. Yani tembellik yapmıyormuş gibi görünerek asıl işten kaçma sanatıdır.
4. “Ben Zaten Böyle Olacağını Biliyordum!” Demenin Dayanılmaz Hafifliği
- İsmi Neydi? Geriye Dönük Seçici Algı (Hindsight Bias)
Bir futbol maçı biter, bir seçim sonuçlanır ya da bir arkadaşınız sevgilisinden ayrılır. O an hemen atılırız: “Ben zaten böyle olacağını baştan biliyordum!” İşin aslı, olay gerçekleşmeden önce hiçbirimiz o kadar emin değilizdir. Ancak olay netleştiği an beynimiz geçmişteki tahminlerimizi ve anılarımızı yeniden yazar. Sanki sonucu en başından beri biliyormuşuz gibi bir yanılsama yaratır. Kendimizi haklı ve güvende hissetmek için beynimizin geçmişi manipüle etmesidir bu.
5. Cansız Nesnelerde, Duvarlarda Sürekli İnsan Yüzü Görmek
- İsmi Neydi? Pareidolia (Pareidoli)
Prize bakarsınız şaşırmış bir insan yüzü görürsünüz, arabanın ön farları ve ızgarası size gülümsüyormuş gibi gelir, ya da bulutları bir hayvana benzetirsiniz. Rastgele şekillerde, nesnelerde anlamlı kalıplar ve özellikle insan yüzleri görme durumuna Pareidolia deniyor. Evrimsel olarak beynimiz, doğadaki tehlikeleri (örneğin çalılıkların arkasına gizlenmiş bir yırtıcı yüzünü) saliseler içinde fark etmek üzere programlanmıştır. Bu hayatta kalma mekanizması bazen o kadar çok mesai yapar ki, kahve telvesinde bile tanıdık simalar aramaya başlarız.
Söz Sizde!
Özellikle o yüksek yere çıkınca gelen garip dürtüyü ya da ertelemek için temizliğe sarılma anını siz de yaşıyor musunuz? “Yalnız değilmişim!” dediğiniz o fenomen hangisi oldu?



